Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi
ÖZDER Başkanı Sayın Ahmet Akça’nın
2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı Mesajı
Eğitim, bir ülkenin gelişmesi, kalkınması ve geleceğini inşa etmesinde stratejik öneme sahip alanların başında gelmektedir. Eğitim kurumları toplumdan etkilenirken, yetiştirdikleri insanlar aracılığıyla toplumu dönüştürme ve geleceğe taşıma gücüne de sahiptir. Bu yönüyle eğitim, yalnızca bireysel gelişimin değil, toplumsal ilerlemenin de temel taşıdır.
Eğitim süreçlerini çağın ihtiyaçlarına göre planlayan, fiziki ve teknolojik altyapısını güçlendiren, öğretmenlerini ve eğitim yöneticilerini nitelikli biçimde yetiştiren ve sahip olduğu imkânları etkili kullanan ülkeler; ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda da önemli başarılar elde etmektedir.
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl; yapay zekâ, dijital dönüşüm, küreselleşme ve değişen çalışma hayatıyla birlikte eğitim anlayışımızı da yeniden düşünmemizi zorunlu kılmaktadır. Dünya hızla değişirken eğitim sistemlerinin bu değişimi yalnızca takip eden değil, doğru yönlendiren ve geleceği şekillendiren bir anlayışla yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Değişim doğru yönetildiğinde önemli fırsatlar sunarken, hazırlıksız yakalanıldığında yeni riskleri de beraberinde getirebilmektedir.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli
Türkiye, son yıllarda eğitim alanında önemli reformlar gerçekleştirmiştir. Özellikle Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, öğrencilerimizin yalnızca akademik gelişimlerini değil; zihinsel, sosyal, duygusal, ahlaki ve bedensel gelişimlerini bir bütün olarak ele alması bakımından önemli bir imkân sunmaktadır. Bilgiyi anlamlandıran, beceriye dönüştüren, değerlerle buluşturan ve karakter gelişimini merkeze alan bu yaklaşımın, eğitim sistemimizin geleceği açısından önemli bir kazanım olduğuna inanıyoruz.
Millî Eğitim Bakanlığımızın yürüttüğü çalışmaları takdirle karşılıyor; Maarif Modeli’nin sahada güçlü, nitelikli ve sürdürülebilir biçimde uygulanmasının eğitim sistemimizin gelişimine önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Eğitim politikalarının da uzun vadeli, öngörülebilir ve uygulama kapasitesi yüksek bir anlayışla geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Eğitim sistemimizin daha ileri bir seviyeye taşınabilmesi için fırsat eşitliği, öğretmen niteliği, okul yöneticiliğinin profesyonelleşmesi, fiziki altyapı, bölgesel farklılıkların azaltılması, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması ve dijital dönüşümün eğitim süreçlerine doğru biçimde dâhil edilmesi öncelikli konular arasında yer almalıdır.
Bunun yanında, okullarımızın güvenli ve huzurlu eğitim ortamları olması temel bir öncelik olarak ele alınmalıdır. Şiddet, akran zorbalığı, bağımlılık ve çocuklarımızın psikososyal gelişimini tehdit eden risklere karşı koruyucu ve önleyici çalışmalar güçlendirilmelidir. Çocuklarımızın kendilerini güvende, değerli ve ait hissettikleri eğitim ortamları oluşturmak, nitelikli eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır.
Eğitime ayrılan kaynakların artırılması kadar mevcut kaynakların etkin, verimli ve adil biçimde kullanılması da büyük önem taşımaktadır. Çünkü eğitime yapılan yatırım, doğrudan ülkemizin geleceğine ve insan kıymetlerimizin yetişmesine yapılan yatırımdır.
Bizler özel öğretim kurumları olarak, ülkemizin eğitim alanında attığı her olumlu adımın yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Özel öğretim kurumları; devletimizin eğitim alanındaki yükünü paylaşmanın yanı sıra eğitimde kaliteyi, çeşitliliği ve yenilikçiliği artırarak ülkemizin insan kıymetlerinin yetişmesine önemli katkılar sunmaktadır.
Özel öğretimin bu katkıyı daha güçlü biçimde sürdürebilmesi için sektörün ekonomik ve yapısal sorunlarının çözülmesi, sürdürülebilir ve öngörülebilir politikaların geliştirilmesi ve kamu-özel iş birliğinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle mesleki ve teknik eğitim başta olmak üzere özel öğretim kurumlarının eğitim sistemine daha etkin katkı sunabileceği alanlar desteklenmelidir.
Bu anlayışla eğitim politikalarımızın;
1. Gençlerimizin dünyayla iş birliği yapabilen ve değişen dünyaya güçlü biçimde uyum sağlayabilen; bilgi, beceri, yetenek, karakter ve sorumluluk gelişimlerini birlikte gözetmesini,
2. Çocuklarımızın sosyal, ekonomik ve coğrafi şartlardan bağımsız olarak nitelikli eğitime erişebilmelerini,
3. Öğretmen yetiştirme sisteminin güçlendirilmesini, öğretmenlerimizin mesleki gelişimlerinin desteklenmesini ve sosyal refahlarının yükseltilmesini,
4. Okul öncesi eğitimin çocuklarımızın gelişimindeki temel rolü dikkate alınarak kamu ve özel sektör iş birliğiyle daha da yaygınlaştırılmasını,
5. Yapay zekâ ve dijital dönüşüm çağında öğrencilerimizi bilgiyi sorgulayan, anlamlandıran, üreten ve etik sorumluluk taşıyan insanlar olarak yetiştirecek eğitim yaklaşımlarının geliştirilmesini,
6. Okullarımızın güvenli, huzurlu ve sağlıklı eğitim ortamları hâline getirilmesini; şiddet, akran zorbalığı ve bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve önleyici çalışmaların güçlendirilmesini,
7. Eğitim kaynaklarının artırılması ve mevcut kaynakların daha etkin, verimli ve adil kullanılmasını,
öncelikli hedefler arasında görmeliyiz.
Türkiye’nin geleceği, sahip olduğu en büyük kıymet olan insanımızın iyi yetiştirilmesine bağlıdır. Bu nedenle eğitim; sadece bilgi ve beceri kazandıran bir süreç olarak değil, aklen, bedenen, ruhen ve ahlaken güçlü; özgüven sahibi, üretken, sorumluluk bilinci yüksek ve dünyaya açık insan kıymetleri yetiştiren bir medeniyet meselesi olarak ele alınmalıdır.
ÖZDER olarak sorumluluğumuz
ÖZDER olarak eğitim sistemimizin gelişmesine katkı sunmayı, özel öğretim kurumlarının sorunlarının çözümüne öncülük etmeyi ve ülkemizin insan kıymetlerinin yetişmesine katkı sağlayacak her türlü çalışmayı temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz.
Bu doğrultuda;
* Eğitim politikalarının geliştirilmesine katkı sunmak amacıyla akademisyen, eğitimci ve sektör temsilcilerini bir araya getiren çalışma ve istişare platformlarını güçlendireceğiz.
* Eğitim sorunlarını ortak akıl ve bilimsel yaklaşım temelinde ele alan çalıştay, toplantı ve araştırmaları artıracağız.
* Özel öğretimin, özellikle mesleki ve teknik eğitim alanında, kamu, özel sektör ve sivil toplum arasında güçlü iş birlikleri kurmasına öncülük edeceğiz.
* Yerel yönetimler, eğitim kurumları, akademik çevreler ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak projeler geliştirerek eğitimin toplumsal etkisini güçlendireceğiz.
* Çocuklarımızın eğitimine, okul güvenliğine ve toplumsal dayanışmaya yönelik sosyal sorumluluk çalışmalarını sürdüreceğiz.
* Millî iradeyi, demokrasimizi ve hukukun üstünlüğünü esas alan duruşumuzu kararlılıkla koruyacağız.
İnanıyoruz ki Türkiye’nin Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmasındaki en büyük güç; iyi yetişmiş, özgüven sahibi, ahlak ve sorumluluk bilinci yüksek, üretken, yetkin ve dünyaya açık insan kıymetlerimiz olacaktır. Bu kıymetlerin yetişmesinde en büyük sorumluluk ise ailelerimizle birlikte öğretmenlerimize ve eğitim kurumlarımıza düşmektedir.
Bu vesileyle, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğe umutla baktığı, öğretmenlerimizin huzur ve motivasyonla görev yaptığı, velilerimizin eğitim sistemimize güven duyduğu başarılı bir 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı diliyorum.
Yeni eğitim-öğretim yılının ülkemize, eğitim camiamıza, öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve velilerimize hayırlı olmasını temenni ediyor; bütün eğitimcilerimize emekleri için teşekkür ediyorum.
Başta eğitim şehitlerimiz olmak üzere ebediyete irtihal etmiş bütün eğitimcilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.
Çocuklarımız ve öğretmenlerimiz mutluluğu, başarıyı ve güzel bir geleceği hak ediyor.
Yeni eğitim-öğretim yılının ülkemizin geleceğine, milletimizin huzuruna ve insanlığın ortak iyiliğine vesile olması dileğiyle…
Ahmet AKÇA
Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikalar kurulu Üyesi
Özel Öğretim Derneği Başkanı
