Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi ve ÖZDER Genel Başkanı Ahmet Akça, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Ankara Ticaret Borsası ve Ankara Ticaret Gazetesi’nin ortaklaşa düzenlediği Ankara Ekonomi Zirvesi’ne katıldı.
Genel Başkanımız Ahmet Akça, panelist olarak yer aldığı programda; eğitim, kültür ve ekonomi arasındaki karşılıklı ilişkiyi ele alan kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Büyük ilgi gören konuşmasında, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın ancak güçlü bir eğitim sistemi ve sağlam bir kültürel zemin üzerine inşa edilebileceğini vurguladı.
Genel Başkanımızın panelde gerçekleştirdiği konuşmanın tam metnini bilgilerinize sunuyoruz.
Sayın Bakanım,
Sayın Valim,
Kıymetli Milletvekillerimiz,
Değerli Protokol Üyeleri,
Hanımefendiler, Beyefendiler,
Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Bugün sizlerle Ankara’yı yalnızca rakamlarla anlatmak istemiyorum. Çünkü şehirler nüfuslarıyla değil, ruhlarıyla büyür. Ekonomileriyle değil, medeniyetleriyle yükselir. Medeniyet ise kültürle, eğitimle, üretimle ve insanla inşa edilir. İşte Ankara tam da böyle bir şehirdir. Cumhuriyetimizin başkentidir; ama aynı zamanda Anadolu’nun kadim birikiminin modern dünyayla buluştuğu merkezdir. Ankara’nın hikâyesi, aslında Türkiye’nin hikâyesidir. Geçmişiyle geleceği buluşturan bir hikâye…
Değerli misafirler,
Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımızda ortak bir gerçek görüyoruz. Ekonomik kalkınma önce insanla başlıyor. İnsan ise eğitimle yetişiyor. Eğitim, kültürü besliyor. Kültür, güveni oluşturuyor. Güven, üretimi artırıyor. Üretim, refahı getiriyor. Refah ise güçlü bir medeniyetin temelini oluşturuyor. Dolayısıyla, ekonomi ile kültür birbirinden bağımsız değildir.Sanayi ile eğitim birbirinden ayrı düşünülemez. Teknoloji ile değerler arasında kopukluk kurulamaz. İşte Ankara’nın en büyük avantajı da budur.
Ankara, bilgi üreten, insan yetiştiren ve bu bilgiyi ekonomik değere dönüştüren bir şehir olmuştur. Bugün Türkiye’nin en yüksek beşeri kalkınma endeksine sahip ili olması tesadüf değildir. Bu başarı, eğitimde, sağlıkta ve yaşam kalitesinde oluşturduğu güçlü altyapının sonucudur. Yaklaşık altı milyon nüfusa sahip Ankara, ülke nüfusunun yalnızca yüzde 6,8’ini oluşturmasına rağmen, Türkiye ekonomisinin yüzde 10,5’ini üretmektedir. Kişi başına düşen gelirimiz, Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir. Bu bize şunu gösteriyor:
Ankara, yalnızca tüketen değil; yüksek katma değer üreten bir şehirdir. Fakat Ankara’nın asıl zenginliği fabrikaları değildir. İnsanıdır. Bugün şehrimizde 21 üniversitede yaklaşık 363 bin genç eğitim görmektedir. Bu gençler sadece diploma almıyor. Türkiye’nin geleceğini inşa ediyor. Üniversitelerimiz, yalnızca mezun vermiyor; bilgi üretiyor, teknoloji geliştiriyor, yeni fikirler ortaya koyuyor.
Bilginin üretime dönüşmesi ise Ankara’nın en büyük başarısıdır.Bugün ülkemizdeki teknoloji geliştirme bölgelerinin önemli bir bölümü, Ar-Ge merkezlerinin büyük kısmı, tasarım merkezleri, yüksek teknoloji kümelenmeleri Ankara’da bulunmaktadır. Savunma sanayimiz bunun en güçlü örneğidir. ASELSAN’dan TUSAŞ’a, ROKETSAN’dan Makine ve Kimya Endüstrisine kadar, ülkemizin stratejik kuruluşları Ankara’dadır. Savunma sanayi, sadece silah üretmez.Mühendis yetiştirir, teknoloji geliştirir, yan sanayiyi büyütür, üniversiteleri besler, inovasyonu hızlandırır.
Değerli katılımcılar,
Ankara’nın ihracatında yüksek teknoloji ürünlerinin payının yüzde 20 seviyesine ulaşmış olması tesadüf değildir. Türkiye ortalamasının yaklaşık yedi katı olan bu oran, Ankara’nın bilgi ekonomisine geçişte önemli bir mesafe aldığını göstermektedir. Artık dünyada zenginliği, doğal kaynaklar değil, fikri sermaye belirliyor. Bunun için eğitim stratejik öneme sahiptir. Çünkü yüksek teknoloji üreten ülkeler, önce yüksek nitelikli insan yetiştiriyor.
Aziz misafirler,
Ekonomik kalkınma yalnızca sanayiyle gerçekleşmez. Şehirler, kültürleriyle marka olur. Ankara bugün, sadece sanayi merkezi değildir. Gordion’dan Aslanhane Camii’ne uzanan tarihî mirası, 100’ü aşkın müzesi, tiyatroları, sanat galerileri, coğrafi işaretli ürünleri,g astronomisi ve kongre turizmiyle, güçlü bir kültür şehridir. Çünkü kültür, üretmeyen şehirlerin ekonomileri de sürdürülebilir değildir. Kültür, şehre kimlik kazandırır. Kimlik, yatırım çeker. Yetenek çeker. Turist çeker. Sermaye çeker.
Aynı şekilde sağlık alanında da Ankara artık bölgesel bir merkezdir. Şehir hastaneleri, üniversite hastaneleri, güçlü akademik kadroları, medikal sanayisi ile yalnızca Türkiye’ye değil, çevre coğrafyalara da hizmet vermektedir. Ancak, sağlık turizmindeki son yıllardaki gerilemeyi de dikkatle analiz etmek zorundayız. Çünkü Ankara’nın gerçek potansiyeli, mevcut rakamların çok üzerindedir.
Değerli dostlar, bugün önümüzde yeni bir hedef bulunmaktadır. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, Ankara’yı sadece idari başkent olarak değil; eğitimin, yüksek teknolojinin, kültürün, girişimciliğin, yeşil dönüşümün ve medeniyet tasavvurunun da başkenti haline getirmek zorundayız. Çünkü şehirler sadece yollarla büyümez; fikirlerle büyür. Sadece binalarla yükselmez; insan yetiştirerek yükselir. Sadece yatırım çekerek gelişmez; medeniyet üreterek gelişir.
Ben inanıyorum ki Ankara’nın sahip olduğu insan kaynağı, üniversiteleri, sanayisi, ticareti, kültürel mirası, tarımsal potansiyeli ve güçlü kurumlarıyla önünde çok büyük bir gelecek vardır. Bizlere düşen görev ise bu unsurları birbirinden bağımsız alanlar olarak değil; aynı medeniyet tasavvurunun parçaları olarak görmektir. Çünkü eğitim, ekonomiyi besler. Ekonomi, kültürü güçlendirir. Kültür, toplumu bir arada tutar. Toplum, medeniyeti inşa eder. Medeniyet ise güçlü devletlerin en sağlam temelidir.
Ankara, tam da bu bütüncül anlayışın merkezidir. Sözlerime son verirken, bu kadim başkentin üretmeye, geliştirmeye, yetiştirmeye ve Türkiye’nin geleceğine yön vermeye devam edeceğine olan inancımı ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.





